22 Haziran 2010 Salı

''Matematikle Barışıyorum''a Gelen Yorumlar 7

Necip Bey, Gerçekten Zoru Başarmış

ÖNYARGILARI KIRMAK HAYLİ ZOR ( Orhan GÖKÇE- Matematik Öğretmeni )

Biz matematikçilerin genel işi düşünmektir. Yazmayı pek sevmeyiz. Okuduğu bir romanın son derece antipatik karakterinin bile Oxford ta hoca olduğunu görüp, akademiye yönelen ünlü matematikçi G.Hardy “matematik yazmayı” yaşlı, ikinci sınıf beyinlerin işi diye bahseder. Tarihin en meşhur ispatlanamamış problemlerini sahibi Pierre de Fermat’nın kitabının boş bir kenarına yazdığı şu nottu: – Bu teoremin oldukça estetik bir ispatını buldum fakat bu yer bunu yazmak için yeterince geniş değil.Fermat’nın ki bahane gibi ise de bir gerçek var:matematik ile uğraşanlar yazma işine pek dalmıyorlar.

Necip Bey gerçekten zoru başarmış.Matematiğin de diğer bilimler gibi çalışarak başarılabileceğine, yapılabileceğine olan inancını paylaşmış bizlerle.Belki biraz paylaşım,biraz kişisel gelişim,biraz bir türlü dile getiremediğimiz gerçekler…Sonuçta matematikçilerin yapamadığı matematikle ilgili yazmayı,itirafları sunmuş bizlere..

Matematiğe olan önyargıları kırmak hayli zor. “Önyargıları yok etmek, atom çekirdeğini parçalamaktan daha zordur.” – Albert Einstein. Maalesef işin bir de bu önyargıların dile getirilememesi var. Nedenini anlayamıyorum ama insanımızda bilemediğini sorma, öğrenme gibi bir gayret yok. Hele matematiğe karşı! Sanki matematikte bilmemek ayıp gibi . Bir korkulu rüya olmuş matematik; bir türlü kıramıyoruz!

Tabi bu tür fikirlerin oluşmasında matematikçilerin de hele de öğretmenlerin ayrı bir rolü olsa gerek. Geçen gün “Hocam inanır mısınız, hayatımda hiç matematikten beş alamadım” dedi bir arkadaşım. İşte! Belki o alamamış ama peki ya ver(e)meyen.

Necip Bey sizi tebrik ediyorum. Umarım çalışmanız amacına ulaşır. Matematik çalışmak istemeyen beyinler belki önyargılarını matematik okuyarak, matematik hakkında konuşarak kırarlar.

Orhan GÖKÇE/Matematik Öğretmeni Sorgun/ YOZGAT

''Matematikle Barışıyorum''a Gelen Yorumlar 6

MATEMATİKLE BARIŞIYORUM MUSTAFA KUVANCI ( 13 Şubat 2009 )

Yirmi beş yıl önce küsmüşüm matematiğe. Sekizinci sınıfta matematik öğretmenim nefret ettirmişti matematikten beni. O gün bu gündür hoş olmadı matematikle aram. Şimdi başlığa bakıp barıştığımı da sanmayın sakın.
"Matematikle Barışıyorum" Eskişehir`de yaşayan değerli eğitimci dostumun, Necip Güven hocamın kitabının adı.
Necip Güven emekli öğretmen ama o hayattan ve hayatın temel direklerinden biri olan matematikten asla emekliye ayrılmamış, eğitimciliği hiç bırakmamış ve bırakacağa da benzemiyor.
Matematikle Barışıyorum`u bir solukta okudum. Kitap öğrencilere, veliler ve öğretmenlere hitap ediyor ve şu bölümlerden oluşuyor:

Bölüm 1: Matematikle Barışıyorum
Bölüm 2: Matematikle Tanışıyorum
Bölüm 3: Matematik Başarısında Ailenin Rolü
Bölüm 4: Matematik Başarısında Öğretmenlin Rolü
Bölüm 5: Eğitimimizin Kanayan Yarası Ev Ödevleri
Bölüm 6: Matematik Başarısında Öğrencinin Rolü
Bölüm 7: Matematik Dersinde Uyguladığım İlkeler
Bölüm 8: Başarıyı Engelleyen Tuzaklar
Bölüm 9: Başarı Yolunda Gençlere Tavsiyeler
Bölüm 10: Matematikle Kucaklaşıyorum

Şimdi kitaba bıraz ara verelim. Milli Eğitim Bakanlığı`nın güzel bir uygulaması var: Veli Bilgilendirme Sistemi. MEB`in sitesine girdiğinizde bu portalı tıklayıp çocuğunuzun tüm not bilgisine ulaşabiliyorsunuz. Birinci yarıyıl sonunda anadolu lisesi üçüncü sınıfta okuyan kayın biraderimin notlarına bakmak için siteyi tıkladığımda matematik notlarını görünce 25 yıl öncesine gittim.
Öğrencinin matematik notları şöyledi: Sınavlar 5, 10, 20. Sözlü 30. Sonuç: Karnede matematik SIFIR!
Şimdi "Yuh!" dediğinizi duyar gibiyim. Çünkü ben de bu notları görünce aynı tepkiyi verdim; ama benim tepkim öğrenciye değil, onun öğretmenineydi.

On yedi yıllık bir öğretmen olarak bu notları alan bir öğrenciye öğretmenin hiçbir şey veremediği ve öğretmenin çocuğu kazanmak adına hiçbir uğraşa girmediği, neticede başarısız, beceriksiz, bilgisiz, pedegojik formasyondan bihaber bir öğretmen olduğu kanaatine varırım.

Necip Güven`in kitabında bir hikaye var: Müzayedeci elindeki tozlu kemanı bir dolardan açık artırmaya çıkarıyor ve kemana en fazla üç dolar veriliyor. Bu esnada arka sıralardan biri ayağa kalkıp yaklaşıyor ve kemanı eline alıp şöyle bir dokunuyor, okşar gibi tozlarını siliyor, kemanı akort edip güzel bir ezgi çalıyor ve geri veriyor. Sonuç, üç dolar verilen keman üç bin dolara alıcı buluyor. Neden mi? Sıradan bir kemana "Usta eli" değdiği için.

Her çocuk tozlu bir keman. Ona usta eli değmezse üç kuruşa gider hepsi. Az önce sözünü ettiğim meslekte yirmi küsür yılını doldurduğu halde "muallim" olamamış ve "müellim" olarak kalmış öğretmenler yüzünden kaybolup gidiyor çocuklarımız.

Matematikten hiçbir öğrencinin kaçışı yok. SBS, ÖSS, KPSS, ALS vs çocuklarımızın geleceklerini şekillendirmek için mutlaka girmeleri gereken sınavlar. Sözelci, dilci dahi olsanız ÖSS ve

KPSS`de matematik yapmak zorundasınız (gerçi bu mantığı hala anlayabilmiş değilim ama...). Bu yüzden çocuklarımızı matematikten nefret ettiren öğretmenlerden nefret ediyorum.

Necip Güven`in "Matematikle Barışıyorum"adlı kitabını her velinin, her öğrencinin özellikle de her öğretmenin (sadece matematikçilerin değil) okumasını ısrarla tavsiye ediyorum.

'Matematikle Barışıyorum''a Gelen Yorumlar 5

Şair Abdurrahim Karakakoç Ve Yazar Ali Erkan Kavaklı'nın Değerlendirme Yazıları

MATEMATİKLE BARIŞIYORUM ( Abdurrahim Karakakoç)

Kitap hakkında görüş belirten o kadar çok ki, hangisini seçsem bilemiyorum…..

Enteresan bir kitap….

Matematiğe merakı olanlar için tavsiye ederim.

Bana gelince , yıllar önce matematikten bir korktum ve bir daha da ona yanaşmak istemedim…

Elbette doğru değil benim yaptığım….

Gençlerimiz için bulunmaz kitaplardan birisidir…Necip GÜVEN hiç ihmal etmemiş , insanlara faydalı olmak uğruna bayağı bir mesai harcamış, faydalı da olmuş bence….

ABDURRAHİM KARAKOÇ ( 6 Ocak 2009 )

ALİ ERKAN KAVAKLI ( 15 Temmuz 2005 )

Not: Değerli meslektaşım Necip Güven, Matematikle Barışıyorum isimli harikulade güzel, motive edici bir eğitim kitabı yazmış, bu yaz ne okuyayım diyen okuyucularıma tavsiye ederim.

''Ezbersiz Çarpma Öğretimi'' İçin Yazılanlar 2

İkinci kitabınız olan '' Çarpma Öğretimi Ve Dört İşlem'' kitabınızı da bitirdim ve bu kitabı inanın ''Matematikle Barışıyorum'' kitabınızdan daha çok beğendim. Öncelikle kitap okuyucu mektupları ve soru cevap şeklinde geçtiğinden dolayı çok akıcı ve samimi olmuş insanların halk dili tabiriyle kullandıkları dille yazmışsınız kitaplarınızı.

Pekiyi ben şimdi naçizane fikrimle soruyorum size,bu kitabı acaba akademik bir dille yazsaydınız acaba daha iyi olur muydu? Sakın yanlış anlamayın ben kitabın yazılış dilini beğenmediğimden dolayı değil sadece aklıma böyle bir fikir geldiği için söyledim, akademik bir dil kullanmış olsaydınız sanki kendinizi ve fikirlerinizin doğruluğunu ispatlamış bir profesörün kitabını okuyormuşum izlenimi uyandıracaktı kitabınız bende. Kitabın nasıl yazılacağı ile ilgili sizleri eleştirecek veya sizi yerecek kadar bilgili ve de sizin kadar tecrübeli değilim aslında ama naçizhane fikrim bu doğrultuda.

Neyse gelelim kitabın içeriğine tek kelimeyle her yönü mantık kokuyor .Hele ÇARPIM TABLOSUNU ÖĞRETEMEDİK AMA ATAM HALA İZİNDEYİZ başlıklı yazınız ve ülkemiz hakkındaki bu acı tespitleriniz o kadar güzel ve doğru ki tüylerim diken diken oldu okurken…..Ne dehşet verici…

Fikirleriniz ve formülünüzse tamamen müthiş ve benim aklım hemen yattı bu çarpım tablosu işine evet aslında matematikte iki işlem varmış ve evet hocam yıllarca defterlerin arkasında olan çarpım tabloları yanlışmış! Bu daha da dehşet verici bile bile bize yanlış öğretmişler dayatmacı bir politikayla bizim üzerimizde psikolojik bir baskı kurmuşlar şimdi ben hakkımı helal etmiyorum bana bunu zorla dayatanlara yazık yıllarca anlayamadığım matematiğin mantığına ve en önemlisi de yıllarıma. Şimdi düşünüyorum da bana doğrusu öğretilmiş olsa nasıl bir mantık geliştirirdim diye?
2*3=6
2*4=8
2*5=10 yerine
3*2= 6 yani üç tane iki = 6
4*2= 8 yani dört tane iki= 8
5*2=10 yani beş tane iki= 10 derdim ve çarpım tablosu denen şeyin aslında toplamadan başka bir şey olmadığını öğrenir ve hatta bununla ilgili bir kompozisyon dahi yazabilirdim.
Böylelikle ezberlemez öğrenmiş olurdum hem de soran insanlara bunun mantığıyla açıklamasını yapardım.

Ben bu kitabı okumakla veya yazdıklarımla bir icat yapmış olmuyorum belki ama en azından matematiğin mantığını anlamaya başlıyorum teşekkür ederim hocam…… Şu an birinci basamağa basmış bulunuyorum şimdi görevimiz ikinci basamağa çıkmaktır bunun içinde gerekli materyaller bulmak ve yepyeni bir çalışma programı hazırlamaktır … Yapabilirim-yapıyorum ve yaptım demeliyim.

Yazımı sitede yayınladığınızı gördüm benim yazdığım ve insanlara yararlı olarak gördüğünüz her yazımı benim yazdığımı belirtmek şartıyla sitede yayınlayabilir veya kitaplarınızda kullanabilirsiniz benim için hiçbir mahsuru yoktur hatta yayınlayın ki insanlar yalnız olduklarını zannetmesinler tıpkı benim gibi,yayınlayın ki birbirimizden destek alarak basamakları çıkalım ve birbirimize yardımcı olarak …. Saygılar hocam…

Alperen…. 31 TEMMUZ 2009

''Ezbersiz Çarpma Öğretimi'' İçin Yazılanlar 1

SİSTEM DÜŞÜNCESİ VE MATEMATİK

Üniversitelerimizde uluslararası yayın azlığından, ilkokul çağındaki ezbercilikten, öğretimin her kademesinde kopyacılıktan, matematik başarısında hep arka sıralarda yer almaktan, patent fakirliğinden yakınır dururuz. Bu yakınmalar insanlarımızı suçlamaya kadar gider.
Son 60-70 yıldan beri sebep-sonuç ilişkileri üzerinde araştırma yapan bilim adamları, bu araştırmalar sonucunda hataların % 98’inin sistemlerden ancak %2’sinin insanlardan kaynaklandığını tespit ettiler. Başarısızlıklarda ve verimsiz sonuçlarda insanları suçlamak yerine sistemi sorgulamanın ve geliştirme yolları üzerinde çalışmanın daha sağlıklı olduğunu söyleyerek işletmelere sahip oldukları sistemleri geliştirmelerini ve sürekli iyileştirme çalışması yapmalarını tavsiye ettiler.

Bu durum Aristo’dan bu yana düşünen insanlar tarafından topluma ve işletmelere anlatılmaya çalışılmıştır.Ancak bu anlatım bilimsel olarak ilk defa 1930’larda Ludwig von Bertalanffy, beşinci disiplin olarak ta Peter Senge tarafından işlendi.

Peter Senge’yi ve fikirlerini kısaca tanıtmak gerekirse şöyle özetleyebiliriz. Bu günün sorunları dünün çözümlerinden kaynaklanır. Takımın aklı, takım bireylerinin aklından daha büyüktür. Organizasyon sisteminde başarı için sistem büyük önem taşır. Sistemin oluşturulması ve işler hale getirilmesi başarı için temel yoldur. Organizasyonda ulaşılmak istenen gelecek için tüm çalışanlar arasında paylaşılan bir vizyon mevcut olmalıdır.Yüksek kalite ve düşük maliyet ancak sistem sayesinde başarılabilir. Sanayi Çağının simgesi makineleşmeydi. Yaklaşan yeni dönemin simgesi ise "Gezegen" olacak. Yani yaşayan, kendi kendini yaratan ve yenileyen bir sistem. Yöneticilik anlayışı da bu doğrultuda değişecek.

Çağımızın diğer bir adı da “Sistem Belgelendirme Çağı”dır.

Sınıf Öğretmeni kökenli Matematikçi Necip Bey, meslek hayatında edindiği tecrübeler , toplumumuz içinde yaptığı gözlemler ve bilimsel kaynaklarda ulaştığı sonuçlardan yola çıkarak vatanını, milletini seven insanlara has davranışlarla mazeretlere sığınmadan, kimseye taş, çamur atmadan, gücünün yettiğince işin bir ucundan tutmak istiyor. Karanlığa küfretmek yerine bir mum yakmanın mücadelesini veriyor.

Necip Öğretmenimizin ilk kitabını beğenerek okudum. İkinci kitabını da sabırsızlıkla bekliyorum. Necip Hocam’ın bu gayretleri bu gün bazıları tarafından yeteri kadar anlaşılmamış ve desteklenmemiş olsa da mutlaka anlaşılıp ürettiği özgün sistemlerdeki güzellikler bir “Kelebek Etkisi” oluşturarak tüm toplumu olumlu şekilde etkileyecektir.

Bütün iyi niyetli öğretmenlerimiz gibi fedakar, cefakar öğretmenimize güç, kuvvet, enerji ve sağlıklı ömürler diliyorum. Bu arada her zaman bu millet için bir çivi çakanın, taş üstüne taş koyanın yanında ve arkasında olmak bizim için onurlu bir görevdir.

Basri KÖSELER / Mak. Yük. Müh. / MBA

'Matematikle Barışıyorum''a Gelen Yorumlar 4

DÜŞÜNEN İNSAN MÜBAREKTİR

Vatanını , milletini, insanları, özellikle çocukları seven insan mübarektir; saygıya sevgiye layıktır.

Derslerimde, kitaplarımda gençlere ‘’Gençler, sizler şerefle bitirilmesi gereken uzun bir ömrün başındasınız. Çok çalışın , çok okuyun,az yiyin, az uyuyun. Güler yüzlü, güzel sözlü olun. Pozitif düşünün, haram yemeyin, yalan söylemeyin, daima planlı olun. Dünyayı kendinize cennete çevirmenin yolu bu.’’ diye öğütlerim.

Daha sonra da pozitif düşünce konusunda Mahatma Gandi’nin

‘’Pozitif düşünün , çünkü düşünceleriniz sözleriniz olur.

Sözleriniz pozitif olsun, çünkü sözleriniz davranışlarınız olur.

Davranışlarınız pozitif olsun, çünkü davranışlarınız alışkanlıklarınız olur.

Alışkanlıklarınız pozitif olsun, çünkü alışkanlıklarınız değerleriniz olur.

Değerleriniz pozitif olsun, çünkü değerleriniz kaderiniz olur.’’ sözlerini aktarıp konuyu yaşanmış örneklerle pekiştiririm.

Hocamın kitabının 177. sayfasındaki ‘’Baltayı Bilemeyi Bilmek’’ hikayesinin benzeri bir duruma ‘’Tırpan Bilemeyi Bilen’’ dedem de şahit olmuştum.

Tırpanla ekin biçilen yıllarda yaşı 70, boyu 1.60, kilosu da 50 Kğ. olan dedem herkesten fazla ekin biçerdi. Dedem ekin biçerken sık sık mola verirdi. Gelen geçen dedemin istirahat ettiğini zannederdi. Oysa dedem, ekinden birkaç sıra biçtikten sonra oturur ama bir taraftan da körelen tırpanını bilerdi. Tırpan deyip geçmeyin ;onun tırpanı sapı dahil her şeyi özenle ve bilerek seçilmiş bir tırpan... Üstelikte biçtiği ekin herkesin ekininden daha temiz olurdu. Çünkü kötü ve kör bir tırpan hem düzgün kesmez yatırır hem de ürüne zarar verir. Verdiği yorgunluksa cabası ....

İki üniversitede, iki dalda (Fen ve Sosyal Bilimler) yüksek lisans yaptım.Her konuda yapılan etkinliğin yanında verimlilikte önemlidir. Yaptığınız veya ürettiğiniz şey kalitesizse ve pahalıya mal olmuşsa anlamsızdır.

Necip Hocam bunları anlatmaya çalışıyor. Onun gibi, düşünen insanlar öğrenimi, rütbesi,makamı sosyal konumu ne olursa olsun mübarektir, saygıdeğerdir.

Basri KÖSELER/Makine Yüksek Mühendisi/MBA (Yönetim Uzmanı)

'Matematikle Barışıyorum''a Gelen Yorumlar 3

BİR MUM DA BİZ YAKMALIYIZ ( G.Veli Kişioğlu )
Değerli Necip Hoca, emeğin, özverinin ve azmin nadide bir ürünü olan kıymetli eserinizi baştan sona zevkle okudum. Kitabınız ilk defa böyle bir işe soyunan bir öğretmen için beklediğimden de güzel olmuş. Böylesine olumlu ve başarılı çalışmadan dolayı sizi yürekten kutluyorum.

Siz’’Matematikle Barışıyorum’’ derken yalnızca matematiğin pembe yüzünü göstermekle kalmamış aynı zamanda Oğuz Saygın ve Alişan Kapaklıkaya’nın çizgisinde iyi bir kişisel gelişim kitabı da yazmışsınız. Eserinizi okurken kalıplaşmış önyargıların,yanlış bakış açılarının ve bilgisizliğin nice sevgi yüklü yürekleri soldurduğunu, nice yetenekleri yok ettiğini derinden üzülerek bir daha yaşadım.

İşte biz, yıllar yılı nice umut dolu genç beyinleri ilgisizliklere, yanlışlıklara ve anlayışsızlıklara kurban vere vere ; işin acı yanı bu felaketleri göre göre her şey yolundaymış gibi Milli Eğitim sistemimizi sessiz sedasız sürdürüp gidiyoruz.

Oysa Allah’ın yarattığı en değerli varlık insandır. Çocukluk, insan filiz ve fidan olma halidir. Daha doğrusu eğilme, bükülme,şekil verilme,yetiştirilme çağıdır.

Her çocuk düşe kalka yürümeyi,göre dinleye konuşmayı, deneye yanıla bilmeyi öğrenir. Bu öğrenmede aile, özellikle de okul temel rol oynar. Eğitim çocuğu tanımakla başlar. Çocuğu tanımak oldukça maharet isteyen zor bir iştir. Öğretmenlik mesleğinin
Kutsallığı da, ustalığı da çocuğu tanıyarak yetiştirmekten kaynaklanır. Her çocuk , yarınların umutla büyüyen yatırım gücüdür. Her çocuk ayrı bir dünyadır.


Şairin dediği gibi’’Kim demiş çocuk küçük bir şeydir. Bir çocuk belki de en büyük şeydir.’’Öğretmenlerimiz kendilerine emanet edilen yarının büyüklerini titizlikle, özenle,özveriyle en iyi şekilde yetiştirmek sorumluluğuyla baş başadırlar.

Günümüzde ulusların en büyük zenginlik kaynağı iyi yetiştirilmiş DONANIMLI ve NİTELİKLİ insan gücüdür. Adalar ülkesi Japonya’nın,İrlanda’nın,İngiltere’nin ,ABD’nin Avrupa Birliği ülkelerinin gelişmelerinin ve süper güç olmalarının sırrı burada yatmaktadır. Onlar çağdaş değerlerle insan yetiştirmiş ülkelerdir. Dünya ülkelerine baktığımızda eğitime insanına değer veren ülkelerin yükseldiğini, ileri gittiğini ;eğitimi , insanı ihmal eden ülkelerin ise geri kalmışlığın ve cehaletin kör karanlığında kaybolup gittiğini açıkça görüyoruz.

Bizim ise kalkınma savaşında debelenip durmamız,gittikçe artan sorunlarla cebelleşmemiz kalkınma ve gelişmede gerekli olan nitelikte insan yetirememiş oluşumuzdandır.

Kalkınma bir SİSTEM ve ORGANİZASYON bütünüdür. Sistemi düzeltmeden tek tek olayları ve olumsuzlukları düzeltmeye çalışmak uzun dönemde zaman kaybından başka bir işe yaramaz.

NECİP HOCAM BU BAKIMDAN ÖĞRENCİLERİ YALNIZCA MATEMATİKLE BARIŞTIRMAK YETMİYOR! ÖĞRENCİLERİ TÜRKÇE,TARİH, COĞRAFYA, KISACA TÜM DERSLERLE ÇEVREYLE, İNSANLARLA, HAYATLA, KENDİ-LERİYLE BARIŞTIRMAK GEREKİYOR. ÖĞRENCİLERİ KÖRÜ KÖRÜNE EZ-BERCİLİKTEN KURTARARAK DÜŞÜNEN, SORGULAYAN, ARAŞTIRAN KEN-DİNE GÜVENEN, HAYALLERİNİ GERÇEKLEŞTİREBİLEN İNSANLAR OLA-RAK YETİŞTİRMEK GEREKİYOR.

Okullarımızı girdi-çıktı açısından hammaddelerden değerli madenler üreten üretim tesislerine benzetiyorum. İşletmelere mevcut halleriyle görünüşte hiçbir işe yaramayan kum ve toprakla karışık giren maddeler çeşitli süreçlerden geçtikten sonra
İşlemin ve maddenin cinsine göre altın, cam, demir olarak çıkar. Çıkanlar her madde mutlaka bir işe yarar. İşletmede israfa, verimsizliğe, yanlışlığa ihmale yer yoktur. Üretimde kaliteyi, yeniliği, verimliliği ve Pazar durumunu dikkate almayan işletmelerin ayakta kalması mümkün değildir. Kalitesiz, işe yaramayan mal üreten işletmeler kısa zamanda kendi sonlarını hazırlamış olurlar. İflas eden tesisler ise bir süre sonra kapatılır.

Pekiyi ya okullarımızda durum böyle mi? Bu soruya olumlu cevap vermek maalesef mümkün değildir. Okullarımız bu halleriyle istenen kalite ve nitelikte insan yetiştirememektedir.Okullarımızda büyük ölçüde insan, emek, zaman ve kaynak israfı söz konusudur.

Okullarımız 5,8,11,12 yıl eğittiği öğrencilerini bir üst öğrenime bile hazırlayamadıklarından çığ gibi büyüyen kar amaçlı DERSHANECİLİK SİSTEMİNE
yenik düşmüştür.

Ayrıca insanın ilgi ve yeteneklerini ortaya koyması gereken SINAV SİSTEMİMİZİN, bilimsel araştırma ve geliştirme yerleri olması gereken ÜNİVERSİTELERİMİZİN durumu da baştan sona hazin bir hikayedir.

Sözün özü eğitim sistemimiz kendisinden bekleneni veremeyen BİLGİ ÇAĞININ insanını yetiştiremeyen, çözüm yerine sorun üreten, çağın gerisinde kalmış, ömrünü tamamlamış’’Bir dokun bin ah işit.’’ Misali bir manzara arz etmektedir.

Lütfen ellerinizi şakaklarınıza koyup şöyle bir düşünün. Büyük Atatürk’ün gösterdiği çağdaş uygarlığın üzerine çıkma hedefinin neresindeyiz?Milli gelir sıralamasında dünyanın neresindeyiz? Yalnız eğitim mi?........

Eğitim, sağlık, yönetim, adalet, siyaset, sosyal güvenlik sistemleri, araştırma, geliştirme ve buluş çalışmalarında ulusal beklentilerin ve dünya standartlarının çok gerisindeyiz. Kısaca ulus olarak biz olmamız gereken yerlerde değiliz. Olmamız gereken insanlar olamadık. Gelenekseli bilimsele dönüştüremedik. Biz yerinde sayarken koşan dünyaya yetişemedik. Artı değerler yaratılması, bilginin üretime dönüştürülmesi demek olan BİLGİ ÇAĞININ gereklerini yerine getiremedik....

İçinizden’’Ama Türkiye Dünkü Türkiye Değil ‘’ dediğinizi duyar gibi oluyorum. Haklısınız. Ülkemizde dünden bu güne yapılanları küçümsemek gibi bir düşüncem yok ama yapmamız gerekenler yaptıklarımızdan kat be kat daha fazladır. İnanın ki dünya da eski dünya değildir. Günden güne katlanarak artan yeniliklerle ve buluşlarla baş döndürücü bir şekilde ilerlemektedir. Devletler globalleşmenin verdiği rahatlıkla yer kürenin her yerinde amansız bir rekabet içindedirler. Daha iyiye ve ileriye doğru ekonomik, sosyal ve kültürel yarışı sürdürüyorlar. İşte bu dünyada geri kalmışlık GEÇ KALMIŞLIK anlamına geliyor. Öyleyse HEMEN ŞİMDİ bir an önce hızımıza hız, gücümüze güç katarak yola düşüp yarışa katılmalıyız. Dün yiğitlikte, mertlikte, dürüstlükte olduğu gibi bu gün de çalışkanlıkta, bilimde, teknikte, teknolojik yeniliklerde öncü olmalıyız. Bunları başkalarından himmet ve yardı beklemeden kendi öz gücümüzle yapmalıyız. Doğu Bilgesi Konfüçyüs’ün dediği gibi’’ KARANLIKLARDAN ŞİKAYET ETMEK YERİNE BİRER MUM DA BİZ YAKMALIYIZ.’’Yakmalıyız ki karanlıkların kalbinde bir tutam ışık parıldasın. Yaktığımız bu ışıklar aydınlık şafaklara bir çağrı olsun.

Haydi hemen şimdi İYİYE, İLERİYE VE GÜZELLİKLERE doğru bir adım daha atın. Durup dinlenmeden kendinize, çevrenize, ulusunuza yararlı bir iş daha yapın. Yapın ki tadına hep birlikte varalım başarıların. Haydi hemen şimdi...

Evet Sevgili Necip Hoca, Matematikle barışıyorum derken nereden nereye geldik. Geldik ve gördük ki bilgi çağının ötesine geçmek için daha yapacak çok ama çok işimiz var. Sen bu yolda ileriye doğru güzel bir adım attın. Bir uzak yolculuğa başladın. Şimdi sen kendini daha da geliştirerek BİLGİ ÇAĞININ EĞİTİMİ ve BİLGİ ÇAĞININ ÖĞRETMENİNİ yazmalısın. Bunlar yerine oturursa göreceksin ki bütün sorunlar çok daha kısa zamanda ve çok daha kolay çözülecektir. Başladığın yolda yenilerini eklemelisin eserlerine. Bu arada Milli Eğitim Bakanlığımızın da eğitim sistemiyle ilgili güzel çalışmaları ilgiyle izliyorum. Umarım sizler gibi hizmet arzusuyla dolu değerli öğretmenlerimizde katkılarıyla eğitim davamızın sorunları temelinden çözülür. Çözülürde aydınlık yarınların yolu,uygarlık ufuklarının önü sonsuza dek açılır ve ÇAĞDAŞ ve BÜYÜK TÜRKİYE RÜYASI gerçek olur hepimizin...

Ben buradan binlerce teşekkür ediyorum,bu ülkeyle yola çıkanlara ve bu rüyayı gerçekleştirme çabası içinde olanlara…

Gökhan Veli KİŞİOĞLU/ Afyonkarahisar Vali Yardımcısı

'Matematikle Barışıyorum''a Gelen Yorumlar 2

KOLAY GELSİN MATEMATİĞİN DON KİŞOTU ( Müyesser SAKA )

Bir gün ileti kutumda bir ileti gördüm.İleti Necip Güven öğretmenimden geliyordu. Bana “MATEMATİKLE BARIŞIYORUM” diyordu. Matematiğe gönül veren her insan beni çok heyecanlandırır. Hemen yanıt verdim. İki gün sonra “Matematikle Barışıyorum” adlı kitabı elimdeydi.

Ben Necip Güven öğretmenime artık matematiğin Donkişot’u diyorum. Bir şeylerin değişmesi için araştırıyor, soruyor, koyduğu hedeflere ulaşmaya çalışıyor.“Matematik korkusunu ortadan kaldıracağım. Herkesin Matematiği severek öğrenmesi içindir, uğraşım.Bunun için farklı yöntemler geliştireceğim, ” diyor.

Emerson “Binlerce kilometrelik yol bir tek adımla başlar” demiş. Necip Güven de bu adımı attığını heyecanla anlatıyor. Doğayı gözlüyor, insanları izliyor. Matematiği seviyor, insanların matematikle yaşadığını fark etmesini istiyor.

‘‘MATEMATİKLE BARIŞIYORUM” kitabında Necip GÜVEN herkesin matematikle barışmasını istiyor.Eser, uzun bir araştırmanın ürünü. Kendi gözlemlerinin dışında bir çok araştırmacının makalelerini, yazılarını ve ip uçlarını içinde saklıyor.

Necip Güven kendi kafasındaki sorulara cevap bulduğu matematikle ilgili kitapların da bir yazın eseri gibi okunması için çalışmış. İçindeki heyecanı kitabına da yansıtmış. Bu eserle ilk adımı atmış, şimdi sırada diğer adımlar var…
Yolun uzun, kolay gelsin sevgili Necip Güven….

Müyesser SAKA / ARAŞTIRMACI-YAZAR EMEKLİ MATEMATİK ÖĞRETMENİ

MÜYESSER SAKA KİMDİR?

Matematik Öğretmeni Müyesser SAKA, 1947′de Kastamonu’nun Çatalzeytin ilçesinde doğdu. 21 yil Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı liselerde matematik öğretmenliği yaptı. Emekli olduktan sonra çeşitli özel öğretim kurumlarında çalıştı. Liselerde ders kitabi olarak okutulan matematik ve geometri kitapları yazdı ve yazmaya devam ediyor.

Ayrıca, matematik öğretimi ile ilgili araştırmalar yapan Müyesser SAKA evli ve iki çocuk annesi olup Süper Hazırlık Liselere Giriş Yardımcı kitabinin yanı sıra Milli Eğitim Bakanlığı Talim Terbiye Kurulundan Onaylı Lise 1 Matematik Ders Kitabi, Lise 2 matematik Ders Kitabi, Geometri 1 Ders Kitabi, Geometri 2 Ders Kitabi, Analitik Geometri Ders Kitabi, Matematik Öğretmen Kılavuzu, Geometri Öğretmen Kılavuzu’nu eserleri arasında sayabiliriz.

''Matematikle Barışıyorum''a Gelen Yorumlar 1

İSTEYEN HERKES BAŞARABİLİR ( Dürdane ELHAN )

Sayın Necip Bey, Matematikle Barışıyorum,kitabınızı okudum, sizi tebrik ederim.Mesleğinizde edindiğiniz tecrübe ve birikimlerinizin ülkemizin geleceğinde söz sahibi olacak kuşaklara taşınması için göstermiş olduğunuz gayretlerin başarı ile devamını dilerim.

Zannederim I996 öğretim yılıydı.Akra radyosundaki bir konuşmamdan etkilenerek bana telefon etmiş bulunduğunuz sınıf öğretmenliği konumunda yaptıklarınızın sizi tatmin etmediğini ve eğitimimizdeki eksiklerin mutlaka düzelmesi için bir şeyler yapmak gerektiğini söylemiş ve benden eğitim öğretimle ilgili kitap isimleri istemiştiniz. Ben de bir çok kitabın ismini yazdırmıştım.

İkinci telefonunuzda benim yazdırdığım kitapların dışında pek çok kitabı da okuduğunuzu coşku ile söylemiştiniz..Öğrenme merakı öğrenilenlerden yeni metotlar yaratarak öğrencilerinizin daha kolay kavramasını sağlamanın hazzını almış ve bunun devamı için artık koşmaya başlamıştınız..Koşunun birinci nefesinde ortaya koyduğunuz ``Matematikle Barışıyorum`` kitabınızda Birçok çaresize ve zorlanan çocuklara nasıl çare olduğunuz gün gibi ortada.

Ancak ülkemizde kitapların çok az okunduğunu dikkate alırsak konulardaki anektodların daha az sayıda ,matematiğin çeşitli konularıyla ilgili öğretici metotlara daha çok yer verilebilseydi daha iyi olurdu diye düşünüyorum.Ayrıca konularla ilgili özdeyişler çok yerinde olmuş.Konuları anlam bakımından daha da derinleştirmiş..

Hayatta öğrenilmesi mümkün olmayan bir konu olabileceğini düşünemiyorum.Başarılması zor diye bir şey yoktur.Başarılamıyorsa yeterince verilmeyen emek ve yeterince harcanmayan zaman vardır.Çeşitli öğretim kademelerindeki öğreticiliğim sırasındada öğrencilerime hep bunu telkin etmişimdir.

Siz istediniz ve başardınız.İsteyen herkes de başarabilir.Bireyin kendi yetenekleri ölçüsünde başaramayacağı bir şey yoktur.Komşum benim gibi yazamıyorsa yazamayacağından değil yazmasını istemediğindendir diyen ünlü düşünürü burada hatırlamak yerinde olur..

Çarpım tablosu ile ilgili bulduğunuz tekerlemeler eminim ki öğrenmede renk ve kolaylık yaratacaktır.Matematik bilgilerinin öğrenilmesi zor olsaydı ilk bulunan disiplinler arasında matematik olmazdı.Bunu öğretenlerin soyut kavramlardan giderek yeterince fazla duyu organına hitap etmeyen sırf ezbere dayalı öğretim sistemlerinden kaynaklandığını düşünüyorum.

Eminim ki kitabınız birçok kişiyi matematiği öğrenmede güdüleyecek, cesaretlendirecek ve öğrenme isteği yaratacaktır...

Bu ülkenin eğitim öğretimde yaşanan sorunların aşılabilmesi için sizin gibi koşuculara ihtiyacı vardır..

Başarılarınızın devamı dileğiyle..

Dürdane ELHAN / Eğitim Uzmanı/Psikolojik Danışman

Projelerime Destek Veren A Takımım ( G.Veli Kişioğlu )

Türkiye şartlarında öğrencilik ve öğretmenlik hayatında elle tutulur bir başarısı olmayan sıradan ve sınıf öğretmeni kökenli birisinin hem de matematik gibi insanların yaka silktiği bir alanda kitap yazması çok zor bir iştir.

Zaten 1996 yılından önce böyle bir şeyi düşünmem bir yana hayal bile etmem mümkün değildi.Çünkü o yıllarda sıradan ve arayış içinde olan bir öğretmendim.Fakat 1996 yılında bir radyo programında Eğitim Uzmanı Dürdane ELHAN’ı tanımam bana ilerde hiç düşünmediğim projeler üzerinde çalışma yollarını açtı. Dürdane Hanımdan o yıllarda aldığım en önemli ders “Emekli olduktan sonra en verimli çağımda bilgilerimi toplumla paylaşmayıp da mezarda karıncalarla mı paylaşayım ?” deyip emeklilik sonrası kendisini tekrar eğitim çalışmaları içinde bulmasıydı.O söz o yıldan beri benim de yol haritamın en önemli kılavuzu oldu.

Yıl 1999 ve Oğuz SAYGIN Hoca’mla tanışmamdan önce bir ara bir kitapçıda gördüğüm ama daha sonra izini kaybettiğim.Oğuz Hoca ile Eskişehir’de yaptığımız seminerin asılı olduğu kitapçı dükkanına “Bu semineri düzenleyen Necip Hoca vilayette benim yanıma uğrasın” daveti ile başlayan ve Eskişehir’de görev yaptığı 2 yıl içinde okuldan artan zamanında Cumartesi-Pazarlar hariç her gün eğitim üzerine bazen pozitif tartışma bazen de koyu eğitim sohbetlerinin baş kahramanı Vali Yardımcısı o zaman Eskişehir Vali Yardımcısı Gökhan Veli Kişioğlu idi. Onun desteği ile o yıllarda Eskişehir ve Kütahya yerel televizyonlarında program yapmak için izin almakta hiç zorluk yaşamamıştım.

Eskişehir’den İzmir’e tayini çıktığını öğrenince tam anlamıyla kolum kanadım kırılmış, yaptığım çalışmalara destek yönünden sanki hem öksüz yem yetim kalmıştım.Evet, Eskişehir’den ayrılsa da o günden bu yana irtibatımız kopmadı ama destek yönünden koskoca Eskişehir’de yapayalnız kalmıştım. Ama hayat her şeye rağmen devam ediyordu , her şeye rağmen ben de pes etmeyecektim. Gökhan Bey Eskişehir’den ayrılmıştı ama kalbimde sevgisi duruyor ve her konuşmamızda “Necip Hocam desteğim ve gönlüm her an seninle , yılmadan çalışmaya devam et” diyordu.

Sayın vali yardımcımız şu anda Afyonkarahisarda görevine devam ediyor.

Projelerime Destek Veren A Takımım 3 ( Basri Köseler )

BASRİ KÖSELER KİMDİR ? ( Makine Yüksek Mühendisi )

KİŞİSEL BİLGİLERİ : Doğum tarihi:21.10.1949 ,Medeni Hali : Evli ve 3 çocuk babası

ÖĞRENİM DURUMU :

1960 Eskişehir Merkez Sekiören ( Cumhuriyet ) Köyü İlkokulu Mezuniyet
1963 Eskişehir Sanat Orta Okulu mezuniyet
1967 Edirne Sanat Okulu Mezuniyet
1968 Ankara D.M.M.A. anarşi nedeniyle terk
1970 Ankara ETYÖO anarşi nedeniyle terk
1976 Eskişehir DMMA Makine mühendisliği
1990 Anadolu Ünv. Fen Bil. Ens. Mak. Müh. Yüksek Lisans
1995 Anadolu Ünv. Sos. Bil. Ens. Yön. Organizasyon Yüksek Lisans

İŞ DENEYİMİ:

1967-1977 TŞFAO ve MEB işçilik ve üniversite öğretimi
1978-1979 Askerlik Tgm olarak terhis
1979-1984 Tülomsaş Mühendis
1984-1987 Eskişehir Hisarlar AŞ Genel Müdür
1987-1993 Tülomsaş Baş Mühendis
1993-1995 Tülomsaş Vagon Fabrikası
1995-1996 Tülomsaş Üretim Planlama Daire Başkanı
1996-1997 Eti Şirketler Grubu Proje Müdürü
1997-1998 BOZÜYÜK Köse Kardeşler A.Ş Genel Müdürü
1998-1999 Osmangazi Ünv. Öğretim görevlisi
1999-2001 2 yıl Kütahya Belediyesi Su İşleri Müdürü
Özel sektörde TKY Sistem Danışmanlığı,
O.G.Ü.Makine Elemanlar Malzeme Üretim Planlaması
Teknik İngilizce, Hidrolik , Toplam Kalite Dersleri Hocalığı

KATILDIĞI KURS VE SEMPOZYUMLAR :

1974-1975 Eskişehir Halk Eğt. Mrk. İleri İng.kursu 120 saat
1978 Ocak –K.K.K. İstihkam Okulu İzmir 4 ay
1980Haziran SEGEM Kalıp Tasarımı Ankara 8 gün
1983 Ocak “Üretimde Verimlilik ”Tülomsaş (ELMS)2 gün
1983Mayıs SEGEM Derin Çekme ve kalıpçılık semineri Ankara 4 gün
1988Eylül Yugoslavya MIN Firması ile TCDD adına lisans görüşmeleri 5 gün
1988 Aralık REXROTH Hidrolik Semineri İstanbul 4 gün
1989 Ocak İnsan İlişkileri Semineri Tülomsaş 3 gün
1989 Nisan Etkili Konuşma, İletişim Seminerleri Tülomsaş 2 gün
1989 Eylül Raytaş 89 Raylı Ulaşım Sempozyumu Adapazarı 2 gün
1990 Mart A.Ü. Raylı Ulaşımda Türk-Fransız günleri 2 gün
1990 Kasım Stres Yönetimi Tülomsaş 2 gün
1993 Temmuz Başbakanlık DTP 7 Beş Yıllık Plan Çalışmaları 2 gün
1995 Aralık Buluş Adamları Kongresi İstanbul 2 gün
1997 Mayıs ESO TKY Seminerleri 8 gün
1999 Kocaeli Fuarı Mucitler Ve Araştırmacılar Sergisi
2001 Mayıs ARGEDA Mükemmelliği Arama Konferansları Ve Ekip Çalışması
BİLİMSEL ÇALIŞMALARI :
1995 A.Ü. Fen Bil. Ens. Laserler ve yerli yapılabilecek CO2 laser tasarımı

1997 ETİ Şirketler Grubu gıda sektöründe uzman sistem tasarımı TÜBİTAK’tan ödül almıştır.

PROJE YÖNETİCİLİGİ:

1979 5. Kolordu Kom. 1019 Ağ. Bak. Fab. Askeri araçların Konjektör Göbekleri Yapımı ABD Ambargosu nedeniyle yerli yapılmış. O tarihten beri yerli yapılmaktadır.
1981 IIV K.K. MK 82 Bomba Kuyruklurı ABD Ambargosu nedeniyle 550 ad. Yerli yapılmıştır. TÜLOMSAŞ
1983 K.K.K. Ankara 1011 Ağır bakım fab.Akü Kalıpları TÜLOMSAŞ
1986 Yakaboyu AŞ. AŞ. Özel Profil Haddesi ( Patent başvurusu yapılmıştır)
1987 Jamak AŞ. Darboğaz Proje Çalışması JAMAK
1992 Ankara TCDD Fabr. 5 ad. Elektrikli Araba Tasarımı ve İmalatı ( Dünya Bankası kredisi ile yerli yapılmıştır)TÜLOMSAŞ
1993 Büyükşehir Belediyesi Otobüs yıkama tesisi (yerli)
1997 Köse Kardeşler AŞ. Çok amaçlı Yükleme Makinesi ( Patent başvurusu yapılmıştır)
1997 Köse Kardeşler AŞ. YERLİ BAHÇE traktörü tasarımı ve imalatı.BOZÜYÜK
1998 MKE Gölcük Hurda şantiyesi ilk yerli elektronik kantar Tülomsaş

YAYINLARI:
Katılığı sempozyumlarla ilgili bildiriler , Tülomsaş bülteninde makaleler , TKY Eğitim notları,Yayına hazır 26 kitap

SERGİLERİ :
Türk süslemeleri, yağlı boya, sulu boya dalında üç sergi
Halen ESYO ( Eskişehir yerel oluşumu ) kolaylaştırıcılar kurulu üyesi.

SOSYAL FAALİYETLER :
Türkiye mucitler ve araştırmacılar derneği bölge temsilcisiyim.
Zihinsel Engelli Çocuklar İş ve Meslek Okulu Koruma Derneği 2 dönem başkanlık .
Sekiören (Cumhuriyet)’liler Derneği 2 dönem başkanlık yaptı.
Oğuz Kayıboyu H.B.H Derneği 3.dönem başkanlığını yapmakta.
Yurt çapında toplam 20 dernekte faal üye.

HOBİLERİ :
Sürekli spor, hergün bir kitap okumak, şiir, hikaye yazmak, türk süslemesi, yağlı boya resim, kara avcılığı.

“Beynine çılgınlık girmemiş dahi yoktur.Bu psikopatlıktan farklı bir pozitif gerilim halidir.Basri KÖSELER”

“Çılgınlık, Türk Milletinin vatan ve millet sevgisinin ölçeğidir.Basri KÖSELER

Projelerime Destek Veren A Takımım 2 ( Müyesser Saka )

MÜYESSER SAKA KİMDİR?

Matematik Öğretmeni Müyesser SAKA, 1947′de Kastamonu’nun Çatalzeytin ilçesinde doğdu. 21 yil Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı liselerde matematik öğretmenliği yaptı. Emekli olduktan sonra çeşitli özel öğretim kurumlarında çalıştı. Liselerde ders kitabi olarak okutulan matematik ve geometri kitapları yazdı ve yazmaya devam ediyor.

Ayrıca, matematik öğretimi ile ilgili araştırmalar yapan Müyesser SAKA evli ve iki çocuk annesi olup Süper Hazırlık Liselere Giriş Yardımcı kitabinin yanı sıra Milli Eğitim Bakanlığı Talim Terbiye Kurulundan Onaylı Lise 1 Matematik Ders Kitabi, Lise 2 matematik Ders Kitabi, Geometri 1 Ders Kitabi, Geometri 2 Ders Kitabi, Analitik Geometri Ders Kitabi, Matematik Öğretmen Kılavuzu, Geometri Öğretmen Kılavuzu’nu eserleri arasında sayabiliriz.

21 Haziran 2010 Pazartesi

Projelerime Destek Veren A Takımım 1 (Dürdane ELHAN )

DÜRDANE ELHAN KİMDİR?

Dürdane (Dutoglu) Elhan Elazığ’da dünyaya geldi.Elazığ İlköğretmen Okuluna gitti ve derece ile bitirdi. Üç yıl ilk okul öğretmenliği yaptıktan sonra Gazi Eğitim Pedagoji Bölümünden başarı ile mezun oldu.

Aynı yıl ,milli Eğitim bakanlığının Türkiye’deki ilk Rehber Uzman Eğitimi projesine katılmak üzere davet edilen on kişi arasında yer aldı. Aynı Yıl Milli Eğitim Bakanlığının Türkiye’deki ilk Rehber uzman yetiştirme Programına çağrıldı ve yedi yıl süresince İzmir ve Ankara Rehberlik Araştırma merkezlerinde görev yaptı. Bu arada da A.B.D’ li uzmanlardan;Rehberlik ve klinik psikoloji,konuşma ve beyin özürlülerin eğitimi,genel ve özel yetenek testleri, projektif testler oyun terapisi ve psiko-terapi üzerinde eğitim alarak uzmanlaştı Üstün yetenekli ve beyin özürlü çocuklarla ilgili proje ve eğitim çalışmaları yaptı.

Ankara ve İzmir’deki çalışmalarından sonra eğitim uzmanı oldu. Resmi ve özel okullarda otuz beş yıl eğitim uzmanı, psikolojik danışman ve yönetici olarak çalıştı.

Ankara Atatürk, İstanbul Ortaköy Eğitim Enstitülerinde meslek dersleri öğretim görevlisi olarak vazife yaptı. Çeşitli dergi ve gazetelerde eğitimle ilgili ”76′tane yazısı yayınlandı. Okullarda, sivil toplum örgütlerine, ailelerin ve çocukların eğitimi ile ilgili konferanslar, seminerler verdi. Radyo ve televizyonda eğitimle ilgili konuşmalar yaptı. Bir ara ağır sağlık sorunları yaşadığı için ”Öğrendiklerimi mezarda karıncalara mı öğreteceğim kaygısını ”yaşadıysa da bu duygudan çabucak kurtularak 1996 yılında Birleşmiş Milletler Örgütünün düzenlediği Habitat II, toplantısında ”Kırsaldan Kente Göçün Çocuklar Üzerindeki Etkisi”adlı tebliğini sundu.
1998’DE III. Aile şurasında ”Kitle İletişim Araçları”Konulu tebliğini sundu.

Zeka ve Geri Zekalılık Nedir? isimli bir kitabı da mevcuttur. Ayrıcada ”Çocuklarda Dikkat eksikliği” Konusu üzerinde çalışmaktadır. Elhan, halen çocuklardaki uyum ve davranış bozuklukları, ergenlik sorunları sınav stresini yenme ve dikkat eksikliği konularında danışmanlık vermekte ve Konferanslarına devam etmektedir.

Eğitimci -Yazar Necip Güven Kimdir ?

Necip Güven Kimdir?

Necip GÜVEN,1955 yılında Bilecik ili Bozüyük ilçesi Yeşilçukurca köyünde doğdu. Babasının işi nedeniyle Kütahya’ya taşındılar. İlkokulda sık sık öğretmen değişikliği ve güvensizlik nedeniyle bir çok yeteneğinin farkına varamadı. Dördüncü sınıfın ikinci dönemi ve beşinci sınıfta ufak bir kıpırdanma görüldü.

Çok fırtınalı bir orta ve lise öğretimi sonunda liseden mezun olan yazarımız 1979 yılında üniversite sınavlarında eğitim enstitüsü sınıf öğretmenliği bölümünü kazandı.1981 yılında Burdur Eğitim Enstitüsü’nde sınıf öğretmeni olarak mezun oldu.

Sırasıyla Mardin,Gaziantep,Sivas,Bursa-İnegöl’de öğretmenlik yaptıktan sonra Eskişehir’e atandı.2007 Temmuz ayında resmi görevinden emekli oldu,ancak eğitimcilik son bulmayan bir meslek olduğu için halen aktif olarak eğitim hayatına devam ediyor.

1999 yılı Mart ayında bir radyo programında yazar Oğuz SAYGIN’ı tanıması hayatında bir dönüm noktası oldu. Yaşadığı tüm olumsuzluklara rağmen eski defterleri dürerek hayatında beyaz bir sayfa açtı.’’Negatif Limanlardan,Pozitif Sulara’’yol almaya başladı.Daha sonra yazar Alişan Kapaklıkaya ile tanışarak ‘’Pozitif Düşünce’’ kervanına katıldı.

2004 yılında “Matematikle Barışıyorum” adlı ilk kitabını çıkardı.Hem kitabı hazırlama sürecinde hem de kitabın yayınlanışının ardından matematik korkusu ve ve matematik eğitimi konusunda düşünceleri, deneyimleri ve endişeleri içeren bir çok okuyucu mektubu aldı.Matematik korkusunun ne kadar yaygın ve büyük bir problem olduğunu gözler önüne seren bu mektupların bir bölümüne “Matematikle Barışıyorum” kitabında yer veren Necip Güven,şimdi bu mektupları kişisel internet sitesinde derliyor.

2009 yılında "Pratik ve Etkili Yöntemlerle Çarpma Öğretimi ve Dört İşlem" isimli ikinci kitabını yayınladı. Halen Eskişehir'de çalışmalarını devam ettiren Necip Güven, şu sıralarda www.matematigisevdirenadam.com sitesinde yeni yazılarını yayınlamaya devam ediyor.


Necip Güven'le yapılan uzun bir ropörtaj..

Direk konuya girelim. Hocam matematik sizce zor bir ders mi?

Bana göre ''Matematik Dersi Zordur.'' ifadesi gibi ''Matematik Dersi Kolaydır. '' demekte yanlıştır.Bu ifadeler resmin bütününü algılamamıza engel oluyor.Bu ifadeler şuna benziyor. 10 katlı bir apartmanın önüne gelip ''Bu apartmanın10 katına çıkmak kolaydır veya zordur.'' demek gibidir. Ama şöyle dersek iş değişir.''Bu apartmanın 10. katına merdivenle çıkmak zordur ama aynı yere asansörle çıkmak çok kolaydır.'' Yani kurduğumuz cümlelerde resmin bütününü ortaya koyup ona göre cümle kurmalıyız.

Cümleyi ''Matematik dersini yıllardır dedem zamanından kalma bayatlamış, modası geçmiş ezberci yollarla öğretmek ve öğrenmek çok zordur.'' şeklinde kurarsanız bu cümlenin altına ''Çok doğru'' diyerek 100 tane imza atabilirim.''Matematik dersi kolay bir derstir.'' ifadesini de ''Matematik dersi işini çok iyi bilen ve seven öğretmenler tarafından ezberciliğin dışına çıkarak ilginç yöntem ve yollarla öğretilirse kolay bir ders haline gelir.'' derseniz bu cümlenin de altına ''Çok doğru '' diye 100 tane imza atabilirim.

Mesela ben bir sınıf öğretmeniyim bu yüzden daha çok ilk okul matematiği üzerinden örnek vermem doğru olur.Bana '' Hocam, matematik dersi bana çok zor geliyor.'' diyen anne-babalara ''Haklısınız, sizin yöntemlerinize göre hakikaten zor ama benim kullandığım yöntemlere göre ise hem zevkli hem de kolay diyorum.Ders aynı ders fark nerede sorusuna ''Karşınızdaki matematik dağına siz bir dağcı gibi tırmanmaya çalışırken ben aynı dağa uzun yıllara dayanan tecrübe ve deneyimlerimle yaptığım ''Matematik teleferikleriyle'' hiç zorlanmadan '' ulaşıyorum diyorum.Sizlere soruyorum,''Uludağa kayak yapmak için giderken tırmanmayı mı yoksa teleferikle ulaşma seçeneğini mi tercih edersiniz ?

Yani doğru çalışma tekniklerini kullananlar için kolay bir ders..

Şimdi ''Matematik Dersi '' ile ilgili şu gerçekleri de ifade edelim.

Dersi ve öğretmenini seven için ''Matematik Dersi'' kolay iken sevmeyen için zordur.
Temeli sağlam bir öğrenciye matematik dersi kolayken temeli iyi olmayan öğrenci için zor bir derstir.

Formüllerin mantığını kavramış bir öğrenci için kolay bir ders olan matematik formüllerin mantığını bilmeyen ''Formül Ezbercileri '' için çok zor bir derstir.

Sistemli çalışan bir öğrenci için kolay olan matematik dersi, sınavdan sınava ders çalışan bir öğrenci için hakikaten zor bir derstir.

Olumsuz ön yargıları olan bir öğrenci için zor olan matematik olumlu düşünen kimseler için o kadar zor değildir.

Hocam,peki www.matematigisevdirenadam.com sitesi neden açıldı?

Sitemizin en önemli amacı insanlara yalnız matematik öğretmek değil, insanları matematiği öğrenmeye hazır hale getirmektir.

Bu söylediklerimiz bizim matematik konusundaki projelerimizin olmadığı şeklinde yorumlanmamalı: çünkü öğrenmeye hazır olmayan bir insan kapağı kapalı bir şişeye benzer; onu doldurmak için dökeceğimiz sular hep yerlere dökülecektir.

Ayrıca diğer amacımız yalnız öğreten bir organizasyon değil, hem öğreten öğrenirken de öğrenen bir organizasyon olmaktır.

Biz yalnız alan değil; aldıklarını inceleyen, işleyen,yorumlayan, geliştiren, üreten, ürettiklerini paylaşan, paylaştıkları ile karşısındakileri de üretmeye teşvik eden bireyler haline gelmek istiyoruz.

Biz her şeyi bildiğimiz iddia etmiyoruz. Ancak bilgilerimizi paylaşırsak birlikte gelişeceğimizi düşünüyoruz. İki elmamızdan birini size verirsek bizim bir, sizin de bir elmanız olur. Sizin ve bizim birer bilgimiz olur ve paylaşırsak sizinde bizimde ikişer bilgimiz olur. Maddi şeyler paylaşıldıkça azalırken, bilgi aksine paylaşıldıkça artar.

Bizim sitemizin müdavimleri öyle üretken olmalı ki bir süre sonra bizim ürettiklerimizden daha güzel, daha ileri çalışmalara imza atsınlar.

Sizin bir de hem sözlerini yazdığınız hem bestesini yaptığınız "Matematik Şarkılarınız" var. Matematik ve müzik ne alaka?

Açıklayayım.Arkadaşlar yapılan bilimsel araştırmalarda müziğin öğretimde mucizevi sonuçları ortaya çıktı.Şu benim ''Matematik ve motivasyon'' şarkıları çalışmama destek verin dememe rağmen kulak asılmadı.Bakalım müzik hayata hangialanlarda çok kullanılıyor.

1-Sporda : Kocaman, kocaman adamlar takımlarının marşlarıyla coşuyor, şovlar yapıyorlar.

2-Dini duyguları telkinde ( özgün müzik, ilahi ) müzik sıkça kullanılıyor.

3-Eğlencede : Çocuklara eğitim ve öğretim amaçlı müzik yapmamız için yardım etmeyen kocaman ve kodaman adamlarımız ''Manda yuva yapmış söğüt dalına'' türküsünü duyunca yerinde duramayıp piste fırlıyor.

4-Tıpta : Ruhsal sorunlarda ve otistik çocukların tedavisinde.

5-Reklamlarda ürünleri tüketiciye pazarlamak için.Amaçlarına fazlasıyla ulaşıyorlar da...

6-Seçimlerde partiler seçmeni tavlamak ve avlamak için müziği araç olarak sonuna kadar kullanıyorlar.

Bu kadar alanda kullanılan müzik matematikle dargın mı acaba? Siz hiç matematikten bahseden bir şarkı duydunuz mu? Bir dakika özür dilerim.Var, tamam var! ''Kendimden kendimi çıkardım.Sıfır kalmaz.Matematik yalan söylüyor hocam.'' Tuh ! Bir tane var , o da matematiği kötülüyor.

Ben ve benim gibi deli olan asistanımla birlikte bir çok matematik ve motivasyon şarkısından (sınrlı imkanlarımız yüzünden) ancak üç tanesini müzikal (Silkiniş Türküsü, Süper Çocuklar ve Sayı Treni şarkıları) hale getirebildik.


Hocam, bu kadar uğraş neden? Nereye koşuyorsunuz?

Hayatın her bölümünde farkında olalım veya olmayalım bazı dersler çıkarırız.Çıkardığımız bu derslerden en önemlileri farkında olarak çıkardığımız derslerdir.Bu açıdan ele alırsak hayatımda en önemli kararları almaya ve gereken adımları atmaya başlamam 1999 Yılında Hocam Oğuz SAYGIN'la tanışmamdan sonradır.Eğer o gün o adımları atmamış olsaydım bu gün ne ''Matematikle Barışıyorum'' kitabı, ne Web sitesi ne de matematik projelerim olurdu.
Hiç bir zaman kısa zamanda para kazanıp zengin olma gibi bir düşünceye kapılmadım.

O şekilde düşünenleri de kendimce ''KABAKÇI '' düşünce olarak gördüm.Kabağı ekersiniz 3ay sonra toplar ve satarsınız.Ertesi yıl tekrar eker tekrar satarssınız.Bu böylece sürüp gider.Fakat ceviz fidanı dikerseniz bu fidan 5-6 hizmetten sonra ancak yavaş yavaş meyve vermeye başlar.Kısaca meyvelerini toplamak için biraz sabır ve bakım gerektirir.

Bir kitapta okuduğum sözü adeta beynime kazmıştım. O sözde ana fikir olarak şöyle diyordu.''Çalıştığınız bir işte kazandığınızdan fazla üretmeye devam ederseniz bir gün ürettiğiniz kadar kazanmaya başlarsınız.'' diyordu.Bu yüzden, hiçbir zaman halk diliyle ''Bu kadar ekmeğe ancak bu kadar köfte olur.'' demedim.

Hedefiniz mevcut eğitim pastasından pay kapmak mıdır?

Hayır .Çünkü şu anda mevcut milli geliri çok yetersiz buluyorum.Hedefim, mevcut pastadan pay kapmak değil pastayı Türk milletine yaraşır şekilde büyütmeye katkıda bulunmaktır.Hiç bir zaman para, para, para demedim.Parolam, her zaman para+dua olmuştur. Eğer benden hizmet satın alan kişinin bana verdiği parada gözü varsa ben o parayı hak etmemişim olurum diye düşünüyorum.Bu yüzden benden kitap alıpta verdiğim paranın karşılığını alamadım diyenler kitabı iade edip paralarını geri istemelidirler.

Hedefleriniz nelerdir?

Bu soruya cevabım, Türk çocukları ve gençleriyle birlikte dünya çapında projeler imza atmaktır.Dünya çapında olamayan hedef ve projeleri hiç dikkate almıyorum.

Bu hedeflere ulaşacağınıza inanıyor musunuz?

Evet, tüm benliğimle inanıyorum.

Bu hedeflere ulaşmak çok zor hatta imkansız değil mi?

Hayır.. Çünkü ben şöyle düşünüyorum. '' Tepeleri hedefleyenler için dağlar aşılması imkansız olabilir fakat ufukları hedefleyenler için tepeler ve dağlar aşılması gereken sıradan birer engeldir. Unutmayalım ki, inanılmaz işleri ancak inananlar başarır.

Not:http://www.matematigisevdirenadam.com sitesinden alınmıştır.

Ö Z G Ü V E N VE NECİP GÜVEN ( Dürdane ELHAN )

Özgüven sözcüğü kişilerin psikolojik yapılarıyla ilgili olarak kullanılır.Kişinin kendisi ile barışık olması, kişiliğinin zayıf ve güçlü taraflarıyla yüzleşebilmesi, güçlü taraflarıyla böbürlenmemesi, zayıf taraflarını da değiştirmeye çalışması, aldığı eleştirilerden kendini düzeltme yönünde yararlanmasıdır. Sosyal yaşamda özgüvenli olmak çok önemlidir. Özgüven ana-baba, öğretmen ve çocuğun eğitiminde etkili olan diğer kişilerin çocuğa karşı takındıkları tavırlara bağlı olarak gelişir veya gelişemeyerek düşük kalır.

Özgüveni düşük-zayıf-olanlar kendisine yöneltilen eleştirileri kabullenmekte zorlanarak olumsuz tavırlar sergilerler.Yapılan işteki eksikliği daima bir başkasının hatası ya da kullanılan araç gerecin elverişli olmamasında ararlar. İş yerinde herkesten daha çok iş yaptığını söyleyerek kimseyi beğenmezler. Hatta başkalarının yaptıklarını da ben yaptım diyerek sahiplenirler.

Daha ilk yaştan itibaren çocuğun davranışları aşırı engellenerek; beceriksiz, kabiliyetsiz, aptal, salak, biraz kilolu ise ayıcık, geri zekalı gibi olumsuz sıfatlar yakıştırılarak hitap edilmesi, zamanla çocuğun kalıtımsal yeteneklerini kullanması yerine, yakıştırılan tavırlarla ilgili tutumlar geliştirmesine yol açar. Matematiği kafam almıyor, çünkü kalın kafalıyım, ya da güçsüz olduğum için çabuk yoruluyorum, beceriksiz olduğum için yemekleri üzerime döküyorum şeklinde savunma psikolojisi içine girer. Durum bu kadarla da kalmayarak özgüven eksikliği, öğrenme güçlüğü, cesaretsizlik, risk alamama, kendini ifade edememe, topluluk karşısında konuşamama, ikna edememe gibi birçok sıkıntılar ortaya cıkar.
Yaşamın daha ilk gününden itibaren sevgi ile yaklaşılan, fizyolojik ihtiyaçları ertelenmeden zamanında karşılanan, demokratik bir ortam içinde büyütülen, haklı istekleri geri çevrilmeyerek değer verilen, becerileri olumlu olarak desteklenen çocuk eğer önünde olumsuz bir örnek de yoksa doğal olarak özgüvenli ve sevgi dolu olacaktır.

Özgüvenli kişi, eleştirileri öncelikle reddetmeden mantıklı düşünerek cevap verir. Frekansı yüksek çıkışlardan çok karşısındakini ikna yoluna gider. Eksikliklerini görür ve onları giderir. Kendisiyle ilgili övgüler ego şişmesine neden olmaz. Tam tersine zamanla daha olgun, alçak gönüllü ve verimli olmak için çalışır. Negatif düşüncelerden çok faydalı yenilikler yaratma peşinde koşar.

Özgüven hakkındaki bilgimizi tazeledikten sonra Sayın Necip Güven’in çabalarını değerlendirelim. Kendisi benim bir radyo kanalında yaptığım konuşmadan etkilenerek beni aradı. Coşku içinde eğitimdeki değişik metot ve çalışmalarından bahsetti. Bir şeyler yapmak istiyor, yurt çapında yetişen her çocuğa yardımcı olmanın yanında eğitim alanında çalışanlara ve ailelere ışık tutacağını düşünüyordu. Ama nereden ve nasıl başlayacaktı? Desteklenmesi bir yana, projelerini dinleyecek muhatap bulamamıştı. Oysaki projeleri ümit vericiydi ve bir başlasa sonu gelecekti. O tarihten sonra ara sıra yaptığım yüreklendirici ve yol gösterici konuşmalar ona hız kazandırdı .Özgüvenini ortaya koymasını sağladı. Çıktığı yolda daha sonra tanıştığı birkaç kişinin de yüreklendirici teşvikiyle birinci kitabını yazdı. Şimdi ikinci kitabının sancılarını çekiyor. Eminim o da çıkacak, hem de daha mükemmel olacak. Eğitimin fedakar öğretmeni kendi rahatını ve çıkarlarını düşünmeden gece gündüz gayret ederek geleceğe yararlı bir miras bırakmak için uğraşıyor.Yolun açık olsun öğretmenim.

Dürdane ELHAN / Eğitim Uzm. ve Psik. Dan.

Eğitimci-yazar Necip GÜVEN Eskişehir

Tel: 0 ( 505 ) 346 80 02 ( Avea Öğretmen Hattı )

Email 1: necipguven2003@mynet.com

Email 2:matematigisevdirenadam@gmail.com

Web: http://www.matematigisevdirenadam.com